Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Ve Tedavisi | kadinvsaglik.com

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Ve Tedavisi

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Ve Tedavisi

Rahim Ağzı Kanseri

Kadınlarda oldukça sık görülen rahim ağzı kanseri serviks bölgesinde oluşmaktadır. Çoğunlukla  HPV virüsü yoluyla oluşan bu kanser türüne  rahim ağzı aşısı ile önlem alınabilmektedir. Bu kanser türüne erken teşhis mümkün olduğundan iyileşme oranı çok yüksektir. Rahim ağzı kanseri belirtileri genellikle kanser öncesi olmamakla birlikte rahim ağzı kanseri belirtileri  kanser yayıldıktan sonra ortaya çıkmaktadır. Kanser yayıldığında ve ihmal edilip ilerlemesine izin verildiğinde doku altında yayılarak tüm iç organları sarabilmektedir. Hastalık ilerlediği zaman tedavi edilme oranı da o kadar düşmektedir. En çok kendini gösteren rahim ağzı kanseri belirtileri anormal akıntılar, vajinal kanamalar, ara lekelenmeler, pelvik ağrı, ilişki sırasında ağrı oluşumu ve sonrasında da kanama oluşumudur. Serviks  kanseri erken teşhisi için en önemli yol smear testidir. Bu testle erken teşhis hemen mümkün olacaktır. Yapmanız gereken düzenli doktor kontrollerine giderek yapılacak smear testi ile bu kanser türünü ilerlemeden hemen yakalaya bilirsiniz. Rahim ağzı aşısı da yaptırmak bu kanser türünden korunmakta oldukça etkilidir.

 

Rahim Ağzı Kanseri Nedir?

Rahim ağzı kanseri diye bilinen serviks bölgesinde oluşan kanser türüdür. Rahim kanseriyle farkı, bölgesel olarak farklı yerlerde oluşlarıdır. Rahim kanseri rahim içindeki dokuda oluşurken, rahim ağzı kanseri serviks bölgesinde yani rahmin ile döl yolunun birleştiği yerde başlar. Kanser hücreleri serviks bölgesinde çoğalarak ilerler ve rahim ağzı kanseri oluşumuna neden olur. HPV visürünün  rahim ağzı kanseri oluşumuna % 95 oranında  neden olduğu bilimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Rahim ağzı kanseri kadınlarda en çok görülen 3. kanser türüdür. En çok görülen rahim ve yumurtalık kanserinden sonra gelmektedir. Dünyada maalesef  yüzlerce kadın her gün bu yüzden ölmektedir. Türkiye' de ise maalesef günde 2 tane kadın ölümü rahim ağzı kanseri nedeni ile gerçekleşmektedir. Bu kanserin büyük oranda oluşumuna HPV virüsü yani halk dilinde insan siğil virüsü tıp dilinde ise human papilloma virüsü adı verilen bir virüs türü neden olmaktadır.

Rahim Ağzı Kanseri Hangi Yaşlarda Daha Çok Görülmektedir

Rahim ağzı kanseri genellikle 35-45 yaşları arasında çok görülmektedir ve neredeyse % 35'i bu yaşlarda olan kadınlarda görülürken, 45-54 yaşları arasında ise % 24 oranında görülmektedir. Yaş ilerledikçe görülme oranı da düşmekte olan rahim ağzı kanseri 55-64 yaşları arasında %17 oranında görülmeler göstermekte ve  65- 74 yaşları arası ise %10 oranında görülmeler göstermektedir. 35 yaşına gelmemiş kadınların hepsinde görülme orası ise % 14 kadardır.

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri

  • Vajinal kanama
  • Normal olmayan, anormal kokulu vajinal akıntı
  • Pelvik ağrı yani alt karında oluşan kasık ağrılarının hemen hepsine denen ağrı çeşididir.
  • Kadında ilişki sırasında ağrı veya lekelenme olması ilişki sonrası kanamalar veya lekelenme görüşmesi
Rahim ağzı kanseri öncelikle başlamadan hiç belirtisi olmayan bir hastalıktır.Rahim ağzı kanseri  belirtileri başladığında ise hastalık çoktan yayılmış demektir. Kanser hücrelerinin yayılmasıyla sulu akıntı, kanamalar ve lekelenmeler olmakta ve hasta bu bulgularla doktora gittiğinde ise kanser çoktan yayılmış olmaktadır. Kanamalar adet döneminde çoğalabilir, adet sonrası bitmek bilmeyen lekelenmeler halinde olabilir, ilişki sırasında ağrı olurken kanamalarda olabilir, ilişki sonrasında da lekelenmeler de görülebilmektedir. Rahim ağzı kanseri belirtileri biri bile sizde var ise bir an önce doktorunuza giderek görünmeniz gerekmektedir. Serviks kanseri sinsice ilerler ve iç organları çok kısa bir sürede sarabilmektedir. İleri kanser belirtilerinde ise bacaklarda şişme oluşmakta, karın ağrısı ve kasıklarda olan ağrılar ilerlemiş kanser vakalarında çok sık görülür. Diğer rahim ağzı kanseri belirtileri ise idrar yaparken ağrı ve yanma hissidir. Eğer kanser hücreleri komşu organlar veya lenf bezlerine sıçramışsa buradaki organların da çalışmasını bozmakta ve ilerleyerek oradaki organları da sarmaktadır. Rahim ağzı kanserinin ilerleyerek büyümesi halinde idrar torbanıza baskı yapabilir ve bu baskıdan dolayı idrar yapma problemleri de yaşatabilir. Bu demek değildir ki idrar torbanıza sıçramış yada başka bir alana geçmiştir. Rahim ağzı kanseri belirtileri'nin  her hangi biri sizde var ise vakit kaybetmeden doktorunuza baş vurmanız gerekmektedir.

Rahim Ağzı Kanseri Neden Olur

Rahim Ağzı Kanseri Neden Olur

Rahim ağzı kanseri neden olur sorusuna,  verilebilecek cevap ise en büyük oluşum nedeni HPV virüsi ile ilişki sırasında bulaşmasıdır. Bu virüsün yaklaşık 100 tipi vardır ve kadınlarda serviks kanserini bulaştıran en çok iki tip HPV vürüsü olduğu bilimsel araştırmalarla ortaya çıkmıştır. HPV virüsü kadına ilişki yolu ile bulaşmaktadır ve ilişkiye girilmese de sadece organların birbirine değmesi bile bu virüsün bulaşmasına sebep olabilir. Tek bir seferlik ilişki ile bile bulaşabilen HPV virüsü son derece tehlikelidir. Vücudun bağışıklık sistemi hpv virüsünü bazen yok edebilir ama bu eğer olmaz ise bu virüs sinsice ilerler ve normal hücrelerin içine girerek orada anormal oluşumlar ortaya çıkarabilir. Bağışıklık sistemimiz eğer bu virüsü temizler ise,  6-24 ay arasında temizler ve kadın hpv virüsü kaptığının hiç farkında olmadan hayatına devam eder. Bağışıklık sistemi bu virüsle baş edemez ve temizleyemez ise rahim kanseri olarak kadının organını sarmaktadır. Rahim ağzı aşısı yani hpv aşısı, hpv virüsünün servisk bölgesinde ilerlemesine 5 yıl kadar süre ile engel olabilmektedir. Rahim ağzı aşısının yani hpv aşısı 5 yıl sonunda ne kadar daha koruduğu hala araştırılmakta ve tam bir süre verilememektedir. Kadınlarda bu aşı 45 yaşına kadar çocukluk evresinden itibaren yapılmaktadır. Rahim ağzı aşısı sayesinde çocukluktan itibaren virüse yakalanma riski azaltılmaya çalışılmaktadır. Rahim ağzı yaraları da serviks kanseri oluşumuna etkilidir. Serviks bölgesindeki enfeksiyonlar ileri derecelerde olduğunda bu oluşum ilerleyerek serviks kanserine  dönüşebilmektedir. Rahim ağzı yaraları ile ilgili yazdığımız makalemiz bu konu ile ilgili daha kapsamlı içeriklidir. Mutlaka okumanızı tavsiye ederiz.

 
Rahim Ağzı Kanseri Aşısı

Rahim Ağzı Aşısı 

Servikal kanserden korunmanın bilinen tek yolu rahim ağzı aşısı olmaktır. HPV virüsünün 15 tane kadarının kanser yaptığı bilinmekte ve bu virüsten korunmanın tek yolu hpv aşısı olmaktır. Aşının en iyi etkiyi sağlayabilmesi için henüz  küçük yaşlarda daha ilişkiye girmemiş kız çocuklarına yapılması o kız çocuklarını ileride bu hastalık konusunda çok daha etkili koruma sağlamaktadır. 9-11-12 yaşları arası başlanabilen  hpv aşısına ne kadar erken başlanırsa o kadar etkili olmaktadır. Rahim ağzı aşısı rahim ağzı kanseri tedavisi için değil, bu hastalıktan ve hpv visüründen koruyucu etki sağladığı için yapılır. Yine de ileriki yaşlarda olan kadınlar içinde yapılması koruyucu etki gösterebilir. Doktorunuz tarafından uygun görülürse yapılabilir.

Rahim Ağzı Kanseri Teşhisi Nasıl Konur?

  • Düzenli smear testlerini kadınların yaptırması işte, bu nedenle çok önemlidir. Düzenli smear testleri yaptıran kadınlar bu hastalığı erken evresinde yakalarlar. Düzenli smear testlerine gitmeyen kadınlarda ilerleme görülebilir ve smear testinde anormallik var ise bu kadınlardan biyopsi ve kalkopkopi yapılarak  displazi veya kanser oluşumu olup olmadığına bu testlerle bakılmaktadır. Doktorunuz bunların yanında diğer testlere de bakabilir.
  • Doktorumuz rahim ağzını mikroskopla inceler ve muayene sırasında görülmeyen oluşumlar mikroskopla görülebilmektedir.
  • Doktorumuz gerek görürse bu inceleme sırasında doku örneği alarak incelenmek üzere laboratuvara gönderir ve inceleme sonucu teşhis koyar.
  • Rahim ağzından koni şeklinde bir parça çıkarılır ve bu parça incelemeye gönderilir ve bu işleme koni biyopsi denmektedir.
  • LEEP işlemi ise rahim ağzındaki anormal alanları çıkarmak için ince tel bir halka kullanılır ve anormal bölgedeki kan damarlarını elektrik akımı ile yakmak için kullanılır. Bu testlerde sonuç rahim ağzı kanseri çıkar ise  kanserin ne derecede ilerlediği saplanmış olur. Saplanan serviks kanseri için ileri evre testler gerekmektedir.

İleri Evre Rahim Ağzı Testleri

  • Pelvis muayenesi ile komşu dokulara bu oluşumun yayılıp yayılmadığı yumurtalık, rahim ve dokular incelemeye alınarak belirlenir.
  • Sistoskopi ile idrar torbası, üretra ışıklı bir cihazla incelenir ve bu inceleme sırasında kanser oluşumu olup olmadığına bakılır.
  • Proktoskopi testinde ise rektum içine ışıklı bir cihazla bakılır ve inceleme yapılır.
  • Maalesef bu kanser türü çok çabuk diğer organlara yayılmalar göstereceğinden akciğer ve lenf düğümleri gibi başka bölgelerde de yayılımlar oluşup oluşmadığına başka testlerle bakılmaktadır. Böbreklerin tıkanmasına yol açabilen bu kanser türü için doktorunuz röntgen film, ultrason, tomografi, MR veya laparoskopi gibi testler ile incelemeler yaparak kanserin ne aşamada ve hangi organlar içinde ne derece yayılmalar yaptığını inceler.

Rahim Ağzı Hücre Değişiklikleri

Smear yaptırdınız ve bu testler sonucunda hücre değişimleri gösteriyorsa bu şekilde bir sonuç olabilir,
  • ASC-US : önemi belirsiz atipik skuamöz hücreler demektir.
  • LSIL : düşük dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon demektir.
  • HSIL : yüksek dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon demektir.
 Smear sonuçlarınızda bu bulgular var ise takibe gerek var demektir. Bunlardan en önemlileri ise HSIL kansere dönüşme riski çok yüksek demektir ve mutlaka tedavi edilmelidir. Bu sonuçlarla mutlaka ileri evde testler gerekir ama diğer iki sonuç için tedavi gerekmemekle devamlı kontrol altında tutularak değişimler gözlenmektedir.

Pap Smear Testi

Her kadın yılda bir kez mutlaka bu pap smear testi yaptırmalı ve düzenli doktor muayenesine gitmelidir. Smear testinin yanında likid bazlı sitoloji yöntemi de uygulanabilir ve bu yöntem daha pahalı ve daha ince detaylıdır. Pap smear testi doktorunuz tarafından yapılan çok basit bir uygulamadır. Bir fırça yardımı ile serviks ve vajinal bölgeden hücre toplanır ve sıvı alınarak cam bir kaba konur ve incelenmek üzere laboratuvara gönderilir. Bu uygulama çok ucuz olmakla birlikte artık ana sağlıklarda bile yapılmaktadır. Smear testinde uygulama daha kısıtlıdır ve likid bazlı sitoloji yöntem ise daha pahalı olmasına rağmen daha ayrıntılı inceleme yapılmakta ve doğruluk oranı daha yüksek oranda olmaktadır. Bu testlerin sonucunda eğer anormal hücre tespit edilirse bu durumda doktorumuz bizden diğer tetkikleri ister bu tetkikler HPV testi ve kolposkopi yaptırmak olacaktır.Bu testler sonucu kadında servikal kanser olup olmadığı belirlenmiş olur test sonucu eğer negatif çıkmış ise kadında hiç bir bulgu bulunamadı demektir. Epitelyal hücre anormalikleri diye bir sonuç çıkmış ise bu sonuç doğrultusunda kanser oluşumu var yada bozulmuş hücreler mevcut demektir. Bazen pap smear testinde negatif çıksa da bu sonuç doğru çıkmamış olabilir. Bu testte de yanılma payı vardır. Biz gene de daha detaylı bir test istemeli ve smear testimizi de sık sık yaptırmalıyız ki doğru sonuçlara ulaşalım. Sonucumuz eğer anormal çıkarsa kolposkopi, biyopsi ve serviks kürtajı gibi daha ileri tetkikler yapılır. Servikal bölgeden parça alınarak incelenir ve bu sonuca göre doktorumuz tanısını koyar.
Kolposkopi yapılan hastada anormal hücre oluşumu görüldüğünde bu oluşum lazerle yada dondurma yöntemi ile müdahale edilerek oluşuma erkenden önlem alınmış olur. Bu yöntemle kanser daha oluşum sürecinde iken önlenmiş olmaktadır.

HPV DNA Testi Nedir?

Serviks kanseri maalesef ki HPV virüsü sebebiyle oluşmaktadır ve bu oluşum bu test ile hemen anlaşılmaktadır. Bu test sonucu hpv virüsünün olup olmadığı tam olarak anlaşılmaktadır. Kadınsalorganda siğil yapan hpv virüsü tipleri ile kanser oluşturan tipleri birbirinden farklıdır ve bir çok hpv virüsünü vücudumuz 2 yıl içerisinde kendiliğinden yok eder ve temizler.

 


Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi 

Serviks  kanserine yakalanan kişilerde öncelikle hastalığın ne durumda hangi evrede olduğu testlerle belirlenir ve serviks kanserine yakalanan kişiye yapılacak rahim ağzı kanseri tedavisi şekli jinekolojik onkolog, patolog, radyolog, medikal onkolog ve radyasyon onkoloğu doktorlarının  ortak kararıyla tedavi süreci başlatılır.
Serviks kanserine öncelikle gerek görülür ise cerrahi yöntem ve radyasyon tedavisi uygulaması gerçekleştirilir.
Cerrahi Tedavi: Rahim ağzı kanseri tedavisi için kullanılan cerrahi tedavide mümkün olduğunca tümör çıkarılmaya çalışılır ve eğer yayılmış ve çevresinde de tümör oluşumları var ise onlar da mümkün olduğunca temizlenir.
Radyasyon Tedavisi: Rahim ağzı kanseri tedavisi için vücuda dışarıdan yüksek enerjili ışın verilir ve bu ışınla tümörü küçültmeye çalışılır. Radyasyon tedavisi olan kişiler aynı zamanda da kemoterapi tedavisi de görebilirler. Bu tedavi ile kanserin yayılması önlenmiş olup yayılan kanseri kontrol altına almak hedeflenir.
Kemoterapi Tedavisi: Rahim ağzı kanseri tedavisi için kullanılan kemoterapi vücuda verilen ilaç tedavisidir ve bu tedavi ile kanserli hücreleri öldürmek hedeflenir. Bu tedaviler tek başına yada hepsi bir arada uygulanabilmektedir. Bu uygulamaları doktorlarınızın ortak kararı belirler.

 

Serviks Kanseri Evreleri

Sadece serviks kanserinde değil tüm kanserlerde evreler aynıdır ve birden dörde kadar sıralanır. Birinci evre daha ilk evre demektir ve hastalığa daha yeni yakalanma evresidir, bu evrede olan kişilerde tedavi şansı çok yüksek demektir. Dördüncü evre demek ise en ilerlemiş evre demektir ve hastalığın iyileşme oranı çok düşüktür. Birinci evrede hastanın iyileşme şansı % 80-90 seviyesinde iken, dördüncü evrede olan hastanın iyileşme imkanı maalesef  % 5-10 arasında olmaktadır. Hastalığın seyri kanserin evresine bağlı olup hastanın yaşı, yaşam şekli, hastalığa nasıl yanıt verdiği de çok etkilidir. Rahim ağzı kanseri üst vajinanın üstüne doğru ilerlemişse radyasyon kanser hücrelerini yüksek enerjili ışınlara maruz bırakarak onların çoğalmasını engeller ve bu süreç haftalar sürebileceğinden hastaneye de yatmak gerekebilir.

 

Rahim Ağzı Kanseri Tedavisinin Yan Etkileri

Rahim ağzı kanserinde de diğer kanserlerdeki tedavilerde görülen yan etkilerin hepsi görülmektedir. Kemoterapinin dozu, kullanılan ilaçlar bu yan etkileri çok fark ettirmektedir. Bu yan etkilerin başında iştah kaybı, saç dökülmesi, kansızlık, psikolojik dengesizlikler, depresyon, kusma, mide bulantıları, halsizlik, güç kaybı, el ve ayaklarda uyuşmalar, idrar yolları ile ilgili problemler, ilişki esnasında problemler, deri döküntüleri gibi bir çok yan etki yapmaktadır. Ayrıca kemoterapi sonrası hastanın bağışıklık sistemi çok güçsüz olduğu için hemen hastalanır, kendini koruması ve çok kişi ile görüşmeyerek kalabalık ortamlardan uzak kalması gerekmektedir.

 

Rahim Ağzı Kanseri Tedavisinden Sonra Hastanın Takibi

Rahim ağzı kanseri tedavisi sonunda kanser tam olarak geçmeyebilir ve yeniden tekrarlaya bilmektedir. Rahim ağzı kanseri tedavisi süreci bitiminde hiç bir zaman yenilemeyecek demek değildir. Bu yüzden de hastanın takibi çok önemlidir. Rahim ağzı kanseri tedavisi sonrası hasta belirli aralıklarla yeniden kanser tarama testlerini yaptırmalı ve yenileme riskine karşı asla kontrollerini ihmal etmemelidir. Bu testler ilk bir kaç yıl içerisinde daha sıklıkla yapılırken belirli bir dönem geçtikten sonra altı ay sonrasında da yılda bir olmak üzere mutlaka tekrarlanmaktadır.

 


Rahim Ağzı Kanserine Yakalanma Riski Nelerdir?

  • Kişide kanserin olup olmaması bazı risklere bağlı olduğu kadar kesinlikle olacak anlamına da gelmemektedir. Gene de bu risk faktörlerine sahip olan kişiler düzenli kontrollerini yaptırmak zorundadırlar. Kanser sinsice ilerler bu kanseri önlemek için düzenli doktor kontrollerine giderek aldırılan  smear testleriyle belirlenebilir. Günümüzde ana sağlıklarda bile yapılan bu uygulama ile bu kanser türüne yakalanma risklerini ortadan kaldırmanız mümkündür. Nadirde olsa hiç bir belirtisi ve risk faktörleri bulunmayan kişilerde de görülebilmektedir. Risk faktörlerinin kişi tarafından bilinmesi rahim ağzı kanserinin önüne geçerek kişinin bilinçlenmesi adına çok önemlidir.
  • Servikal kanser oluşumu için en yüksek risk taşıyan faktör HPV virüsüdür. HPV virüsü ilişki yolu ile bulaştığından, ilişki yönünden aktif kadın ve erkek tüm bireyler HPV enfeksiyonu geçirebilirler. Kadınlar 15-45 yaşları arasında her 4 kadından 3'ü bu enfeksiyonu geçirmekte fakat bunu geçirdiğinin bilmemektedir. HPV enfeksiyonu genellikle zararsız olduğundan bunu geçiren kişilere zarar vermeden geçmektedir. Enfeksiyon yıllarca enfekte olmadan vücut içinde kalabilir, siğillere de neden olmayabilir de fakat kişide genital bölgede siğil olmaması bu virüsü taşımadığına ilerde de serviks kanseri olmayacağı anlamına gelmemektedir. Enfeksiyon kanserleşmese de ileride kanser olabilecek doku bozuklukları, anormal doku değişimlerine ve kanser oluşabilecek durumlara neden de olabilir. Bu virüsün 100 den fazla çeşidi olmakla ancak çok azı çok tehlikeli ve kanser oluşumuna sebep vermektedir. HPV virüsünün yaklaşık üçte biri tehlikeli ve bu enfeksiyonun tedavisi maalesef yoktur. Günümüzde rahim ağzı aşısı yani rahim ağzı aşısı yapılmakta bu hastalığa yakalanma riski azaltılmaktadır.
  • Kadınların ilişki kurmaya erken yaşta başlaması, çok sayıda kişi ile ilişkiye girmek yada çok sayıda kişi ile ilişkisi olmuş bir biriyle birlikte olmak bu hastalığa yakalanma riskini çoğaltmaktadır. Bu kişilerin ilişki sırasında hpv virüsünü almaları daha kolaydır ve bu hastalığa yakalanma riskleri daha çoktur. İlişki sırasında prezervatif kullanılsa da bilimsel araştırmalar göstermiştir ki prezervatifinde bu konuda çok bir etkisi yoktur. HPV virüsü prezervatif kullanılsa da geçmektedir. Bundan korunmak sadece çok kişiyle ilişkiye girmemekle mümkündür. İlişkiye gireceğiniz kişiyi iyi tanımanız ve onda bu virüsün olmadığından emin olmanız gerekmektedir. Prezervatif  bu virüste etki göstermemekle AİDS gibi bazı ilişki yolu ile geçen hastalıklar için koruyucu etkidedir.
  • Sigara kullanan kişilerde bu hastalığın normal kişilere göre maalesef  2 kat fazla olduğu görülmektedir.
  • Human Immunodeficiency Virüs Enfeksiyonu denen bir virüs vardır bu virüste aids hastalığına neden olur ve bu virüsü kapan kişilerde de serviks kanseri görülme olasılığı çok yüksektir.
  • Chlamydia enfeksiyonu denen bir diğer enfeksiyon türü de gene ilişki yolu ile geçer ve hiç bir bulgu vermez. Bir bakteri türüdür ve kadın bunu geçmişte yada yakın dönemde almiş ise ilerde rahim ağzı kanserine yakalanma riski çok ileri seviyededir.
  • Genetik olarak geçmese de anne yada kış kardeşlerde bu hastalık var ise sizde risk altındasınız demektir.
  • Önceden rahim ağzı kanserine yakalanmışsanız ve rahim ağzı kanseri tedavisi olmuşsanız gene olma ihtimali yüksektir. Bir daha olmayacaksınız anlamına gelmez.
  • Kilolu kadınlarda bu hastalığın olma riski zayıf kadınlara göre daha fazladır.
  • Doğum kontrol hapını 5 yıldan çok süre devamlı kullanmak bu riski çoğaltır.
  • Çok doğum yapan kadınların devamlı kontrole giderek düzenli kendine baktırması gerekmektedir.
  • Doktor kontrollerini yaptırmayan kadınlarda hastalığın ilerleme riski daha yüksektir.
  • Rahim ağzı yarası olan kadınların düzenli kontrol yaptırmaları ve bu yarayı tedavi ettirmeleri gerekmektedir.

 

Rahim Ağzı Kanserini Nasıl  Önleriz?

Rahim ağzı kanseri kanser türleri içerisinde en önlenebilir kanserlerdendir. Büyük çoğunluğu  HPV virüsü yoluyla bulaşan ve kansere dönüşen bu kanserin önlenebilmesi için bu virüsü almamak kanseri önlemek demektir. Kadınların hpv aşısı yani rahim ağzı aşısı yaptırarak önlemlerini almaları bu kanserin oluşumunu önlemektedir. Düzenli doktorlarına giden kadınlar her yıl smear testini yaptırmaları bu kanseri önceden önlemeye yardımcı olmaktadır. Rahim içi enfeksiyonlarına dikkat etmek, rahim ağzı yaralarını yaktırmak yada dondurmak bu kanserin oluşumunu önlemeye yardım eder. Düzenli tarama ile önlene bilen tek vajinal kanser türü serviks kanseri olarak bilinir. Sigarayı bırakmak, ilişkilere dikkat etmek bu kansere yakalanmanızı önemli derecede önlemeye yeterlidir. Rahim ağzı kanseri belirtilerinin biri yada bir kaçı sizde var ise mutlaka doktora hemen başvurmanız gerekmektedir.

Rahim Ağzı Kanseri Bulaşıcımıdır?

Rahim ağzı kanseri bulaşıcı değildir fakat bu oluşum HPV virüsü yolu ile bulaşmışsa ve HPV virüsü taşıyan kadın ilişki ile karşı tarafa HPV virüsünü bulaştırmaktadır. Eşlerde görülen bulaşma bir tarafa bir şey yapmazken diğer tarafa bulaştığında, özellikle kadınlık organlarında siğillere, üreme organlarında ve dış genital bölgede kanser ve kansere dönüşebilen hastalıklara çoğunlukla dönüşebilmektedir. Vücudumuz bu virüsü aldığında yaklaşık 2 yıl içerisinde bu virüsü % 90 oranında savaşır ve  vücuttan temizlemektedir. Temizlenemeyen HPV virüsleri zaman içerisinde enfeksiyonlu bölgeye yerleşir ve 10-15 yıl içerisinde kansere dönüşebilirler. Bazı düşük riskli HPV virüsleri ise siğiller oluşturmakla kalırlar. Yüksek riskli HPV virüsleri ise bulaşır ve kansere dönüşümleri kısa süreli olabilir.

 

Rahim Ağzı Kanseri Bitkisel Tedavi

  • Bilindiği üzere rahim ağzı kanserine HPV virüsü neden olur ve bu virüs insan vücudunda çoğu zaman kanser yapmadan 2 yıl içerisinde yok olabilir. Vücudumuz bu virüsle savaşır ve bağışıklık sistemimiz bu virüsü belki de siz kanser olmadan, bu virüse yakalandığınızı bilmeden yok edebilir. Yukarıda da anlattığımız gibi kanser oluşumuna neden olan bu virüsle vücudumuzun daha virüsü aldığında savaşması ve anti kanser yiyeceklerle bu oluşum daha olmadan hücre yapısını bozmadan onu yok etmek gerekmektedir. O yüzden de kanser önleyici rahim temizleyici yiyecekler ve bitkiler bizim bu oluşumda kendimizi savunmamız için çok önemlidir. Hastalığa yakalanmadan önce savaşmak için ve hastalık evresinde daha güçlü olabilmek ve hastalığı yenebilmek takviye güç istemektedir. Özellikle aşağıda belirtilen çaylar ve bitkiler size bu gücü vermekte çok yardımcı olacaktır.
  • Öncelikle doktorunuzun önerdiği ilaç tedavilerini mutlaka yapmanız gerekmektedir. Bitkisel yollar koruyucu nitelikte ve bilindiği üzere çokta faydalıdır.
  • Bu kanseri yenmekte en çok kullanılan ısırgan otudur. Isırgan otu tohumunu bal ile karıştırıp yemek bu kanser türüne yakalanmış yada kanser riski taşıyan insanlar için bulunmaz bir nimettir. Isırgan otunu kaynatıp içmek ter türlü kanser tedavisinde, kanser olmuş tedavisi bitmiş ve kendini koruyan insanların bir daha hücre çoğalımı olmasını önlemekte çok etkili bir ilaçtır.
  • Çörek otu yağı içmek kanser oluşumunu önlemekte, kanser hastalarının tedavisinde oldukça önemli rol oynamaktadır. Kanseri atlatmış kişilerde risk altında olup, kendilerini korumak amaçlı her gün bir kaşık içmelidirler.
  • Ada çayı sabah akşam tüketmekte kanser oluşumlarını önlemekte kullanılan bir yoldur.
  • Greyfurt suyunu ve meyvesini bol yemek kanseri önleyici bir yoldur çünki bu meyvede anti kanser özelliği vardır.
  • Bal kabağı da anti kanser önleyici özelliktedir ve rahim temizliği için kullanılır.
  • Zencefil içerisinde de anti kanser özelliği vardır ve zencefili toz olarak yada yemeklerimizde ve çay olarak tüketebilirsiniz.
  • Ayva içerisinde de anti kanser özelliği bulunduğundan ayva meyvesini bol yemek ve suyunu içmek gerekmektedir. Ayvanın yapraklarından da çay olarak yararlanırsanız bu meyvenin yaprakları da anti kanser özelliğini taşımaktadır.
  • Keçi boynuzunun kanser önleme özelliği olduğundan pekmezini, marmeladını, kendisini, aktarlarda bulunan keçi boynuzu özünü özellikle ilaç niyetine tüketmenizi tavsiye ederiz.
  • Kuşburnu çayı, pekmezi ve marmeladında anti kanser özelliği bulunduğundan bu besinide tüketmek kansere yakalanma riskini azaltır.
  • Hindistan cevizinde de kanser önleyici özellik bulunmaktadır ve özellikle hindistan cevizi suyunu içmeniz çok önemlidir.
  • Kantoron bitkisi de anti kanser özellikte olup sabah akşam çayının içilmesini öneririz.
  • Kekik çayı içilmesi kanseri önlemekte çok etkilidir.
  • Zerdaçal çayı ve toz halde kullanımı da kansere yakalanma riskini azaltmaktadır.
  • Papatya çayı içmek çok etkili bir kanser önleyicidir.
  • Papatya, zencefil, rezene ve nar çiçeği çayı içmek rahim kanseri tedavisinde etkili bir kürdür.
  • 5 adet soğanı 2 bardak sıcak suda haşlayıp bu suyu yemeklerden önce aç karna içmek rahmi temizlemekte ve kanser oluşumunu önlemektedir.
  • Enginar rahim ağzı kanserini önleme konusunda çok etkilidir. Kanser oluşumunu yok ederek temizlediği bilinmektedir.
  • Lahana kanseri önlemekte çok etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelmekle birlikte oluşumu önleyerek tedavi edici niteliktedir. Lahanayı bir tencerede haşlayın ve çorba niyetine sabah akşam için.
  • Soya kanseri önleme özelliği taşıyan bitkilerin en başında gelmekle birlikte özellikle göğüs, rahim, rahim ağzı kanseri oluşumunu engellemektedir.
  • Mine çiçeği çayının kanseri önlediği bilinmektedir ve bu çayı akşam yatmadan önce içmek çok faydalıdır.
  • Susam yağı içerisinde anti kanser özelliği olduğundan günde 3 defa bir kaşık içilmesi kanseri önler.
  • Kestaneninde kanseri önleme özelliği vardır bu yemişide yemeniz faydalıdır.
  • Kestane balı kanser oluşumlarını tedavi ederek bünyeyi temizlemekte kullanılmaktadır.
  • Elma sirkesi bu hastalık için çok önemli bir ilaçtır.

Rahim Kanseri ile ilgili yazımız ilginizi çekebilir. Rahim kanseri kadınlarda en çok görülen kanser çeşitlerindendir.

Hiç yorum yok